GÖĞÜSLERİNİZ NASIL BÜYÜR?

  Pazartesi, 26.07.2010 16:11:29

 

 
 

 

Göğsünün küçüklüğünden şikayetçi olan ve bu durumu düzeltmek için araştırma içinde olanların büyük çoğunluğu 18-25 yaş arası genç kızlar. Diğerleri ise yaşamı genç kız tadında yaşamayı bilen 30-40 yaş arası kadınlar.

Bu makale göğüs büyütme konusunda belli düzeyde araştırma yapmış ve temel bilgilere sahip kişilere yönelik olarak yazılmıştır. Eğer bu konuyu yeni araştırmaya başladıysanız bir önceki makalemi okuduktan sonra bu makaleyi okumanızı öneririm.

İlk makalede göğüs büyütmede adı geçen diğer yöntemlerden de bahsettiğim halde bugün için en iyi seçeneğin, ve hatta rakipsiz tek seçeneğin neden silikon protez oldugunu anlatmıştım. 

Biliyorum ki göğsünün küçüklüğünden şikayetçi olan ve bu durumu düzeltmek için araştırma içinde olanların büyük çoğunluğu 18-25 yaş arası genç kızlar. Diğerleri ise yaşamı genç kız tadında yaşamayı bilen 30-40 yaş arası kadınlar. Şu sözü okadar çok duydum ki; “Vücuduma yabancı madde sokmak istemiyorum, bunun için henüz çok gencim”. İnanın bu sözü duyan ve hastasına silikon protez önermekte olan bir doktorun kendini suçlu hissetmemesi imkansız ve ben de pek çok kez böyle hissettim. Ancak bu ameliyatı yaptıktan sonra mutlu olan insanları gözümün önüne getirdikçe, bu tür eleştirilerin büyük ölçüde haksız olduğuna inanıyorum. 

Diyelim dişiniz çürüdü. Diş hekimine gittiniz  ve size diş dolgusu önerildi. Diş hekimine şöyle deseniz; “Vücuduma yabancı madde sokmak istemiyorum, henüz yaşım çok genç” . biraz tuhaf kaçıyor değil mi?. Aslında silikon protezle diş dolgusunun pek farkı yok desem. Şöyle bir düşünelim;  her ikisi de vücudun bir organının içine konuyor. Her ikisinin de varlığı bir süre sonra unutuluyor ve vücudun ayrılmaz bir parçası gibi oluyor. Her ikisinin de uzun vadede sorun çıkarma ihtimali var; Ama dolguyu veya protezi değiştirerek bu sorunlar genellikle çözülebiliyor.

Eğer basite indirgediğimi düşünüyorsanız, bilin ki bu düşünceniz yeterli ve güvenilir bilgiye sahip olmadığınızı söyleyen iç sesinizden kaynaklanıyor. O zaman iç sesinizi ikna etmek için güvenilir kaynaklardan bol bilgi edinmek durumundasınız demektir. İşte bu ve benzeri yazıları biz, uzman doktorlar bunun için yazıyor ve sizleri bilgilendirmeye çalışıyoruz.

SİLİKON PROTEZLERİN TİPLERİ

Silikon meme protezlerinin tiplerinden kısaca bir önceki makalede bahsetmiştim. Bu konuda biraz daha ayrıntılı konuşalım.

Bugün dünyada silikon protez üreten pek çok ülke ve marka var. Ama marka tercihi konusunda doktorlara pek soru sorulmaz, veya bu konuda doktorlardan pek bir şey duymazsınız. Ama bence konuşulması gereken önemli bir konu bu. Çünkü bu ameliyatları sık yapan doktorlar olarak bizler biliyoruz ki; bazı protezler kolay yırtılması, erken yıpranması ve kapsül oluşum oranlarının yüksekliği ile düşük kaiteye sahipler ve hiç güven vermiyorlar. Bu tür protezler genellikle fiyatlarının ucuzluğu nedeniyle tercih ediliyorlar ve siz bundan haberdar olmuyorsunuz. Bence protez seçimi yaparken önce iyi bir markayı seçerek işe başlamak gerekir. Eger kullanılacak protezin sorun çıkarmadan çok uzun yıllar kullanılabilmesini hedefliyorsak, o zaman ucuzluktan cok kaliteyi ön planda tutmalıyız.Aslında aradaki fiyat farkı da çok fazla değil genellikle inanın. Ben size burada elbetteki herhangi bir marka ismini örnek gösterip iyi veya kötü diyemem ama bu konuda kısa bir araştırma yaparsanız zaten gerekli bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz. Ameliyattan sonra doktorunuzdan kullandığı proteze ait kimlik belgesini istemeyi de ihmal etmeyin. Bu belge kullanılan protezin üretici firma ve seri numarası bilgilerini içermelidir.

Şekillerine göre protezler yuvarlak veya damla şekilli olarak adlandırılıyor. Bir de anatomik diye adlandırılan ve sadece bazı markalarda olan protezler var. Tüm protezlerin tabanları düzdür. Sadece Serumla şişirilen protezler (genellikle normal hacimlerinden fazla şişirildikleri için) tabanlarında yuvarlaklaşma gösterirler.  Taban düz olmanın yanında diğer kenarlara göre hafifçe daha kalındır ve bu ona biraz daha sertlik verir. Ancak taban altta kalacağı için dışarıdan hissedilmez ve sertliği sorun olmaz. Ancak çok nadir de olsa doktorunuz proteziyerleştiriken bir yanlış yapabilir ve taban üste gelebilir. Böyle bir durumda göğsünüzün güzel olma ihtimali yoktur. Bir sorun olduğunu siz de doktorunuz da  hemen farkeder. Bir düzeltme ameliyatı olmanız kaçınılmaz olur.

Silikonu tabanı üzerinde düz bir zemine koyduğunuz zaman yuvarlak protezlerin üstü kubbe gibi durur.  Şimdi burda durup düşünelim. Güzel bir kadın göğsü damla şeklinde midir?, yoksa tabanı düz, üzeri kubbe şeklinde yuvarlak mı?.  Eminim çoğunuz damla şeklinde diyordur. Doğru mu?. Ancak ben bir şey farkettim. Tüm kadınlar giydikleri sutyenlerle, elbiseleriyle göğüslerini yuvarlak göstermeye çalışıyorlar. Bilmem ki yanlış mı düşünüyorum?

Göğüsler yerçekimi ile aşağı inmeseler aslında yuvarlak duracaklar bence, ama ağırlıklarıyla aşağı çekildikleri için damla şeklini alıyorlar. Peki ; yuvarlak protezlerin içindeki jellerin de yerçekimi ile aşağı doğru toplanma özelliği olduğunu düşünürmüydünüz?. Evet işte tam olarak böyle oluyor. Yuvarlak şekilli protezi yerleştiriyoruz, hasta ameliyat masasında yatarken  göğüs kubbe şeklindeyuvarlak görünüyor. Sonra zamanla yerçekimi protezin içindeki jeli aşağı kaydırıyor ve damla şekline dönüşüyor. Peki oyleyse neden damla şekilli proteze ihtiyaç duyuyoruz?

Düşünmenizi isteyeceğim diğer bir konu;  damla protezlerin içindeki jel nasıl oluyor da damla şeklini her pozisyonda koruyor?. Cevabı şu; protezin içindeki jel oldukça koyu kıvamlı, dış kılıf da daha sert; bu nedenle damla şekli korunuyor ama protez de daha sert bir materyale dönüşüyor. Damla şekilli protez kullanılıyor çünkü göğüse damla şekil verilmeye çalışılıyor. Ancak ödün vermeniz gereken bir konu var; Göğüslerinizin doğallığı… Ayrıca şu bilgiyi de vermek isterim; damla protezler her zaman daha pahalı.

Yeterince açık olmadığımı düşünenler için özetle söylemem gerekirse ben hemen her zaman yuvarlak protez taraftarıyım ve damla protezin basit bir zihnisinir proje yaklaşımı sonucu üretilmiş ve bugün ticari soylemlerle reklamı yapılan bir materyal oldugunu düşünüyorum.  Anatomik stil protezlerin ise sadece göğüs kafesi anormallikleri olan hastalar için anlamlı faydalar getirebilecegini düşünüyorum.

Bu arada çağımızda üretilen silikon protezlerin içindeki jelin artık genellikle cohesiv özellik taşıdığını söylemek isterim. Cohesive özellik jel partiküllerinin birbirine yapışık durmasını sağlıyor. Böylece silikon protez kılıfın yırtılması olasılığında jelin göğüs içinde dağılma riski ortadan kalkıyor. Protezlerdeki cohesive özellik I,II, III  diye derecelendiriliyor.  Derece arttıkça jelin ve dolayısıyla protezin sertliğinin arttığını bilmelisiniz. Yani bence cohesive özellik iyi bir şey ama, dokunmayla göğsünüzün içinde protezi hissettirecek kadar bir sertlik iyi bir şey değil.

Protezin hissedilmemesi elbetteki sadece protezin yumuşak olması ile sağlanabilen bir şey değil.  Protez ne kadar yumuşak olursa olsun eğer deri ile arasında yeterli kalınlıkta doku yoksa yine de hissedilebilir.  Protezle deri arasında mutlaka bir miktar göğüs dokusu olacaktır. Ancak bazı hastalarımızda o kadar yetersiz göğüs dokusu olabiliyor ki.

PROTEZLERİ NEREDEN YERLEŞTİRMELİ?

İşte burada protezi yerleştirdiğimiz yerden biraz bahsetmek istiyorum.  Bir önceki makalede bahsetmiştim protez 3 değişik giriş yerinden içeri konabiliyor. Göğüs altı kıvrım yerinden, areola ( göğüs başı çevresindeki koyu renkli kısım) alt sınırından ve koltukaltından.

Koltukaltı bölgesi memeye biraz uzak. Ancak buradan yapılacak bir ameliyat görünür bir iz bırakmaz.  Buaçıdan koltukaltı oldukça çekici görünmesine rağmen, maalesef çok kullanılan bir seçenek değil. Bazı meslektaşlarımız yeni bir keşifmiş gibi tekrar tekrar ısıtıp sizlere sunmuş olsalar da en az 15 yıldır tüm dünyada bilinen bir teknik.  Ancak dezavantajları nedeniyle sınırlı bir kullanıma sahip.

Koltukaltından bir protezi koyacaksanız serumla şişirilen tipte bir protez seçmeniz, bunu boş olarak içeriye yerleştirmeniz ve içeride şişirmeniz gerekiyor. Silikon jelli protezleri  koltuk altından koymaya kalkarsanız ya büyük bir kesi yapmanız gerekiyor, ya da silikonu doğru bir şekilde yerleştirememe olasılığınız çok artıyor. Yani koltukaltı sadece serumla şişirilen protezler için kullanılabiliyor.

Diğer bir sorun protezi koyarken koltukaltına doğru açmış olduğunuz yol.  Göğüs kasını her kastığınızda protez bu yol boyunca yukarı ve dışa doğru hareket ediyor ve oldukça tuhaf bir görüntü oluşuyor. Protezinizin yukarı ve dışa doğru kayması dışarıdan görülebiliyor.

Diğer 2 seçenek arasında tercih yaparken dikkate alınan 2 kriter var. 

1) Ameliyat izi  
2) Meme dokularının korunması.

Areola çevresi bölgesi nispeten gevşek bir dokuya sahip. Ayrıca kesi tam olarak koyu renkli deri ile normal renkteki derinin birleşim yerinden yapılıyor. Bu 2 nedenle buradan yapılacak ameliyatın izi genellikle çok belirsiz oluyor.  Kurduğum bu cümledeki 2 ifadeye dikkatinizi tekrar çekmek istiyorum. “Genellikle” dedim, çünkü meme başı çevresinden yapılan ameliyatta iz kalmama garantisi kesinlikle yok. Üstelik bazen öyle bir iz kalıyor ki memenin en attractive bölgesinin ortasında ve her duruş pozisyonunda görünüyor ve çok rahatsız edici oluyor. Ama bu durumun oldukça nadir olduğunu ve genellikle yara iyileşmesi sorunu olanlarda olduğunu söylemek istiyorum.

İkinci vurguyu "çok belirsiz" ifadesi üzerine yapmak isterim.  Her ameliyat ve her yaralanma eğer cildi tam kat etkileyen bir derinliğe sahipse mutlaka bir iz bırakır. Ancak önemli olan bu izin fark edilebilirliğidir. Eğer çok yakından bakmadıkça fark edilmiyorsa o iz kimseyi rahatsız etmez. Biz plastik cerrahların hedefi her zaman en belirsiz izleri elde etmeye çalışmaktır.

İz açısından göğüs altı kıvrım yeri daha güvenilmez bir yerdir. İzin belirsiz hale gelmesi bir yara iyileşmesi süreci sonucu 3-12 ay arasında tamamlanır. Meme başı bölgesinde cilt kesisinin iyileşmesi meme altı bölgesine göre her zaman daha hızlıdır. Ancak benim görüşüm iyileşme geç olsa da meme altı kıvrım yerindeki izin de sonuçta çok belirsizleştiği şeklindedir. Bu tezimi ispatlayabileceğim çok fazla hastam var. Ancak kesiyi kapatırken çok özenli davranmak gerekiyor, bunu da unutmamak gerekir.

Protezin giriş yerinin seçiminde 2. Kriter meme dokularını korumak. Peki meme dokularını neden korumaya çalışıyoruz? . Öncelikle memenin emzirme fonksiyonunu korumak için, sonra memenin , özellikle meme başının duyularını korumak için ve daha sonra da meme dokularını zedelememek ve dolayısıyla meme dokusu içinde anormal doku oluşumlarına neden olmamak için meme dokularını koruyucu ameliyat tekniklerini seçmek önemli. Bu kriter açısından tercih kesinlikle meme altı. Çünkü meme başından içeri girerken süt bezlerini, süt kanallarını, meme başına giden duyu sinirlerini ve diğer meme dokularını zedelememeniz imkansız.  Meme altı kıvrım yerinden içeri girdiğiniz zaman ise, özellikle kas altı yerleştiriyor iseniz meme dokusunu zedelemek bir yana görmezsiniz bile.

Bu konuda son olarak hocam Dr. Serdar Eren’den duyduğum bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. Meme büyütme ameliyatı yapılmış bayan hastaların partnerlerine yönelik bir anket çalışmasında erkeklerin eşlerinin göğüs başı çevresindeki izlerden çok rahatsız oldukları ancak meme altındaki izlerden o kadar rahatsız olmadıkları ortaya çıkmış.

Bu nedenlerle benim tercihim meme altı kıvrım yerini kullanmak oluyor. Ancak ısrarla meme başı çevresini isteyen hastalarımı da kırmıyorum.  Veya daha önce meme başı çevresi kullanılmış ve 2. Bir düzeltme ameliyatı için bana gelmiş kişilerde yine öncelikli olarak meme başı çevresini kullanmaya çalışıyorum.

Protez nereye konacak?, Kas altına mı? Yoksa meme dokusu altı mı?

Protez giriş yeri hakkında konuştuk. Peki içeride hangi dokular arasına konacak? Arasına diyorum çünkü biz protez için bir yer açarken belirli doku katmanları arasına koymaya çalışırız ki normal anatomiyi bozmayalım. Şimdi göğsü kesitler halinde incelersek; En dışta deri var, onun altında derialtı yağ dokusu, sonra meme içi süt bezleri ve bunların arasında ve çevresinde yer alan derin yağ dokuları. Buraya kadar olan kısım memeyi oluşturan dokular. Peki daha derinde neler var? Göğüs kası var, fasya tabakaları var ve sonra kaburgalar ve kaburga arası kas yapıları var.  Bahsettiğimiz göğüs kası göğüs kafesinin ön kısmına yelpaze şeklinde yapışmış olan bir kas. Adı pektoral kas. Görevi ise kolumuzu gövdemize  yaklaştırmak.  Bu kası hissetmek isterseniz kolunuzu gövdenize sıkıca yapıştırın yeter.

Meme protezi iki farklı yere konabiliyor; 

1) Göğüs kası ile meme süt ve yağ dokuları arasına 
2) göğüs kası altına, yani göğüs kası ile kaburgalar arasına.

Ameliyat sırasında göğüs kası ile ilgili bir işlem yapmazsanız, hasta ameliyat sonrasını çok rahat geçiriyor. Neredeyse hiç ağrı olmuyor, güle oynaya eve gidiyor. Ama eğer kas altına koyarsanız oldukça rahatsız edici ağrılar kaçınılmaz oluyor. Bu ağrının nedeni kasın altındaki protezin etkisiyle gerilmesi ve kasılması.  Ameliyatın ilk günlerindeki sıkıntıları göz önüne alacak olursak tartışmasız göğüs dokusu altı ( Kas üstü) seçeneğini tercih etmemiz gerekir. Ancak protez yerleştirildikten sonra yerinde 10-20 belki 30 sene kalacak. Peki uzun dönemde hangisi daha avantajlı?

Ben mesleğimin ilk yıllarında çevremdeki hocalarımın etkisiyle hep meme dokusu altını tercih ettim. Ancak bana 1-2 yıl sonra gelen hastaların büyük kısmında memenin diriliğinin azaldığını ve protezin aşağıya doğru sarkma yaptığını farkettim. Ve hatta hatırı sayılır bir hasta grubunda protezin elle hissedilebildiğini ve hastaların bundan oldukça rahatsız olduğunu gördüm. Bu hastalarda ilk aylarda bu sorunlar kesinlikle yoktu ve sonradan ortaya çıkmışlardı.

Daha sonra Almanya çalışmam sırasında hocamın çoğunlukla tercihi olan  kas altını, Türkiye’ye döndükten sonra ben de uygulamaya başladım ve uzun dönemde göğsün şeklinde neredeyse hiç bozulma olmadığını, diriliğinin kaybolmadığını gördüm.

Bu durumu hastalarıma açıklıyor ve onlara kas altını öneriyorum. İlk günlerde hissedilen ağrılar 1 hafta içinde tamama yakın geçiyor. Ayrıca biraz daha güçlü ağrı kesicilerle ağrı problemini çok azaltabiliyoruz. Ancak ilerde oluşabilecek problemlerin telafisi ancak yeni ameliyatlar ile mümkün. O nedenle benim tercihim kas altı.

Protezin kas altına konmasının hastaya uzun vadede sağladığı diğer bir avantaj meme kontrolleri sırasında, ultrason veya mamografi yapılırken meme dokusu ile protezin birbirinden çok daha net sınırlarla ayrı durması. Bu şekilde meme içi dokuların kontrolü çok daha sağlıklı yapılabiliyor.

Kas altının üçüncü bir avantajı da geç dönemde protezin çevresinde kapsül oluşum riskinin meme dokusu altına konan protezlere oranla çok daha az olması.

Yine kapsül konusuna geldik. Ancak bence bu makale burada sonlandırmak ve ameliyat sonrası görülebilen problemler üzerine ayrı bir makale yazmak daha derli toplu bir bilgi vermeyi sağlayacak ve daha iyi olacak. O zaman izninizle bu makalemi burada bitiriyorum. “Meme büyütme ameliyatı sonrası yaşanan sorunlar, nedenleri ve çözümleri “ başlıklı yeni bir makalede en kısa zamanda görüşmeyi umuyorum.
 

Op.Dr. Cemil Tugay 

 
  
 
 
 
 
 
 
 
 
BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI
Amaç Artık Sadece Estetik Değil Aynı Zamanda Daha İyi Nefes Almayı Sağlamak
BOTOX
BOTOX ZARARLI MI? BOTOXTAN KORKMALI MIYIZ?
BÜYÜK GÖĞÜSLER HEM VÜCUDA HEM DE PSİKOLOJİYE AĞIR YÜK
BÜYÜK GÖĞÜSLER HEM VÜCUDA HEM DE PSİKOLOJİYE AĞIR YÜK
GÖĞÜS KÜÇÜLTME
NEDEN GÖĞÜS ESTETİĞİ? NEDEN GÖĞÜS KÜÇÜLTME?
GÖĞÜSLERİNİZ NASIL BÜYÜR?
İLERİ DÜZEYDEKİLER İÇİN GÖĞÜS BÜYÜTME HAKKINDA BİLGİ.
HER YAŞIN BİR ESTETİĞİ VAR
HER YAŞIN BİR ESTETİĞİ VAR
GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATI MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTIYOR
GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATI MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTIYOR
ERKEKLERİN GÖĞÜSLERİ NEDEN BÜYÜR? BU SORUN NASIL TEDAVİ EDİLİR?
ERKEKLERİN GÖĞÜSLERİ NEDEN BÜYÜR? BU SORUN NASIL TEDAVİ EDİLİR?
SİLİKON EFSANESİ
SİLİKON EFSANESİ
EMZİRME GÖĞÜSLERİ SARKITIR MI?
EMZİRME GÖĞÜSLERİ SARKITIR MI?
GÖGÜSLERİNİZ NASIL BÜYÜR?
Yeni başlayanlar için Göğüs Büyütme Hakkında Bilgi.
Dr. Cemil Tugay'ın Tüm Yazılarına Ulaşmak İçin Tıklayın
E-Posta Adresiniz:
Telefon Numaranız:
Sorunuz? :

Merak ettiğiniz konularda bize ulaşın. Sorularınız için, haftaiçi saat 10:00-18:00 arasında bize online ulaşabilirsiniz.
Online Danışma İçin Tıklayın


Yasal Uyarı: Estetik ve Plastik Cerrahi uygulamaları hakkında bilgi verme ve iletişim sağlama gayesiyle hazırlanan bu site ticari niyetler güdülerek veya reklam yapma amacıyla kurulmamıştır. Site içeriği plastik cerrahi uzmanı Op.Dr. Cemil Tugay’ın tecrübe, bilgi ve birikimlerine dayanarak kendisi tarafınca hazırlanmıştır. Bilgiler her ne kadar güncel tutulmaya çalışılsa da plastik cerrahi bilimindeki yenilik ve gelişmelere paralel olarak değişmeler gösterebilir ve doktorun en güncel uygulamalarını ya da görüşlerini, ayrıca herhangi bir tedavi için tüm seçenekleri içermeyebilir. Bu konuda sorumluluk kabul edilmez. Burada verilen bilgilere dayanarak uygulanan tedaviler konusunda hiçbir sorumluluk kabul edilmez. Burada verilen bilgiler, tıbbi bir uygulama, tedavi ya da ameliyat konusunda karar vermeye veya başkalarını yönlendirmeye dayanak olmaz, olamaz. Herhangi bir işlem yaptırmayı düşünen bir kişi yetkili ve ruhsatlı bir sağlık kuruluşunda mutlaka uzman doktor muayenesine tabi tutulmalıdır. Bu siteye giren kişiler bu şartları kabul etmiş sayılırlar. Yasalar gereği bu sitede, hastaların ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası resimleri yayınlanmamaktadır.